EDİTÖR'DEN...

Karmaşık ruh halleri içindeyiz.. Ancak bu cümleyle açıklanabilir sanıyorum gerçekten de içinde bulunduğumuz döngünün bizlerde yarattığı genel durum..

Bir gün umutlu, bir gün bıkkın, bir gün enerjik ve hemen ertesi gün çok yorgun hissediyoruz.. En azından bende durum böyle.. Peki ne olacak, nasıl olacak?

Kabullensek te, kabullenmekte zorlanıp, reddetsekte, artık bizim eskiden “normal” dedğimiz (ki onun bile ne kadar normal olduğu tartışmaya açık) duruma tekrar dönmeyecek dünya ve dolayısıyla da bizler..

Başından beri en çok tartışılan şu; “bu virüs acaba laboratuvarda mı üretildi?” sorusunun anlamsızlığı o kadar açıkki.. Çünkü nasıl, nerede, kimin tarafından üretilmiş olması yarattığı sonuçlar açısından anlamsız.. Sonuç ortada...

Öncelikle belli ve kesin olan tek şeyse, büyük bir dönüşümün, belki dünya tarihinde yeni bir döneme geçişin tam da ortasındayız.

Günlük yaşamlarımız dönüşüyor, iş ve çalışma alışkanlıklarımız dönüşüyor, alışveriş alışkanlıklarımızdan, beslenmemize, uyku düzenlerimizden ruh hallerimize her şey ama her şey dönüşüyor. Dönüşmek zorunda kalıyor..
Tüm bunlar olurken hayatımızda olan ama bizim çok ta farkında olmadığımız bir çok şeyin önemi ya da aksine önemsizliği belirginleşiyor...

Teknoloji başta olmak üzere pek çok şey daha hızlı önem kazanıp daha kalıcı şekilde vazgeçilmezimiz oluyor ve böylelikle çok derin bir dönüşüm köklerini güçlendiriyor.

İnsan dünyasında tüm bunlar olurken, insanın da içinde olduğu ama bunun yeterince farkında olmadığı doğada neler oluyor?

Belli ki doğa da, bu dönüşümden çok mutsuz değil. E haksız da değil, en baş düşmanı, yani insan ona görece daha az zarar veriyor bu süreçte, Doğa nefes almaya çalışıyor bu fırsattan yararlanarak.

Ve eminim sabırla bekliyor, bu dönüşümden bir farkındalık elde eder, bir sonuç çıkartır ve aklını başına toplar “insan” diye..

Bildiğim şu ki; bindik bir alamete ve umuyorum gitmiyoruzdur kıyamete...

Dosttan dosta sevgiyle...

Türkiye'nin Tek Ulusal Hayvansever Yaşam Tarzı Dergisi!

Paylaş